26 Kasım, 2010

Eskici

Eskiye veda etmek niye bu kadar zor? Siz de eskici misiniz benim gibi? Eskimis kiyafetlerinize bile dost muamelesi yapip kiyamiyor musunuz atmalara? Okuyun o zaman...
Huzundur eski. Hatirlmaktir, vazgectiklerin ya da yanina katip beraber yuruduklerindir. Seneler boyu kiyamayip canina yonga yaptiklarindir. Cikarip cikarip kokladigin kurumus bir guldur, ya da artik orasi burasi yirtilmis, 10 senedir dolap bekeleyen en sevdigin t-shirt'undur, ilkokuldan kalma "Sevgili arkadasim, bana bu kalbin kadar temiz sayfayi ayirdigin icin tesekkur ederim"le baslayan, mutlaka ki uyduruk bir kilidi olan hatira defteridir. Bazen bi arkadastir onunla yillarin nasil da cabuk gectigini anlayamadigin. Bi cafe'dir 10 yildir gidip ayni yere oturup ayni seyi yiyip ictigin. Sicaciktir eski, bi zaman dilimidir. Bi gulus, bi koku, kacamak bi bakis,acitmis bi asktir.  Hicbirini kiyamazsin kaldirip atmaya, elin gitmez gonlun gitmez. Dolaplar dolar tasar, yer kalmaz hurclarda, kutularda ama olsun gonulde yer boldur eskiye. Peki ya eskiden gitme vakti gelince? Onca yil bagrina bastigin, hamalligini yapip ordan oraya tasidigin sevgili eskileri eteklerden dokmeye gelince sira napilir? Yasanir mi onlarsiz? Basbaya yasanir aslinda sadece yenilerle, ruhsuz ama gicir elbiselerle, kendini tanitmaya/anlatmaya calistigin arkadaslarla, ilk kez gittigin restaurantlarda ilk kez yedigin yemekle, yasanir elbet. Yasanir da agzinda kekre bi tat birakir, aklin oyalansa da ruhun doymaz.
Ben tam esigindeyim eskiyle yeninin. Eskinin ne kadarini sigdirabilirim bavuluma, ne kadarini sikistirabilirim yeni hayatima onun hesabindayim. Birlikte buyudugum Gozdemi mi alsam yanima yoksa eski hatira defterlerimi mi, hala sakladigim karisik pop kasetlerimi mi gotursem, dedemin sallanan sandalyesini mi, fotograf albumlerimi mi sikistirsam kiyafetlerimin yanina yoksa Alsancak'i mi? Parmagimi siklatsam annem evini sirtina vurup yanimda biter mi? 
Zamanin icinden geciyoruz oyle bir hizla... Mekanlar duruyor durdugu yerde, saati sordugun adam, elini optugun amca, kaldirimin kirik tasi, bisikletin tepesinde o cocuk hala orda. Tam senin baktigin andaki gibi duruyor hersey yerli yerinde ve sen icinden gecip gidiyorsun o sokagin tam o anindan. Dunyanin oteki ucunda da olsan orayi biraktigin andaki gibi goruyorsun. Senin yerine baskalari geciyor sokaktan..
Iste aynen oyle olacak... Ben dunyanin oteki ucundan Alsancagi gorucem kosedeki -taa 15 sene once "Prenses deniz asiri bi yerde yasicaksin" diyen falci kadinla bir. Ananemin yaptigi biber dolmasi nasil kokcak, hangi tencerede piscek bilicem. Annem isten cikinca sahil yolunda hangi isikta beklerken bisikletli bi kiz karsiya gecicek, en sevdigim cafe'deki en sevdigim masa gunde kac kez dolup bosaliyor bilicem. Aklimda hepsi, onlarla buyudum, eskilerim benim onlar. Yukte hafif, pahada agir anilarim. Butun eskilerimi alamam belki yanima ama onlar nereye gitsem benimle. Yeninin icine ustalikla katilacak beni ben yapan seyler ve hayat devam edecek. Ozlenilecek, ozlenilecek sonra alisilacak ve yeni "eskiler" biriktirilecek....
Siz siz olun eskiler cok eskimeden kurtulun sonra eskiden gitmek gerekince azap oluyo adama. Cok biriktirmeyin, hep hatirlayin ama biriktirmeyin.... hafifletin kutulari, hurclari....hafizalar dursun. Hafizamda durun...

1 yorum:

  1. bugünlere gelmiş bu "eski"yazı; gün gibi doğmuş ohh

    YanıtlaSil